TARİKATLARIN AMACI?

Yazar: Tarih: 27.05.2015 00:00:00

A A A

Tarikatlerde amaç mürîdlerini yalnız Allah'a kulluk ve yalnız O'nun rızasını kazanma idealine ulaştırmaktır. Nitekim bunu zikir, fikir ve ibâdetlerinde şöyle dile getiriyorlar

«İlâhî benim maksadım yalnız sensin, elde etmek istediğim de yalnızca senin rızandır.»

Allâh cc) tarafından Peygamber Efendimiz(sav) aracılığı ile bize gelen dini hükümleri dil ile söyleyip kalp ile tasdik etmek îmândır. Îmân sahibi olan kişiye mümin denir. ‘Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker’(iyiliği emredip kötülüğü yasaklamak)e uygun hareket etmeye amel denir. Emri tutmak ve yasaktan kaçmak İslam’dır. İslam’ı fikriyâtı ile kabul edip, fiili olarak yaşayana Müslüman denir.

 İnsan; rûh ve beden olmak üzere iki unsurdan yaratılmıştır. Allâh’ın cemâl ve celâl sıfatlarının birlikte tecellî ettiği “zübde-i âlem” bir varlıktır.

Başka bir tarif ile Tarîkatlerin gayesi, insanın iç âleminde yer alan ve ıslâh ve tezkiye edilmediği zaman kişiyi hem Allah’a karşı isyankâr hem de içinde yaşadığı topluma karşı sorumlu olduğu beşeri görevlerini ihmal neticesinde zararlı bir insan tipi haline getiren nefs-i emmarenin özel bir metod (seyr ü sülûk  usûlu) ile ıslah edilmesidir. Bunun neticesinde kişi ferdi planda Allah’a karşı ihlas sahibi bir kul olurken içinde yaşadığı topluma, devletine milletine karşı sorumlu olduğu  vazifelerini yerine getiren faydalı bir fert olur.

 İşte “Tarîkat”ın gâyesi, insanı benliğinden (Nefs-i Emmâre) den kurtarıp sevilen “Nefs-i Mutmainne”ye ulaştırmak hatta daha ileriye götürmektir.

Kişi, Tarîkat’ta talim edilen usûller dairesince çalışarak dördüncü basamağa yükselince, bütün kötü huy ve alışkanlıklarını bırakır. Böylece başta sadece dil ile ikrâr eden nefis, kalp ile de tasdîk edince, sûrette (şekilde) kalan îmân, sîreten de(özü itibariyle) tamam olur.

O halde    Tarîkat, îmânın taklitten tahkike (yâni hakikate) yükselmesine sebep olur. Kişide îmân hakikat olunca, ibâdetler de riyâdan, gösterişten arınarak ihlâsa (sadece Allâh için olmaya) dönüşür.