TARİKAT FARZ MI? VACİB Mİ? SÜNNET Mİ? MÜSTEAB MI?

Yazar: Tarih: 02.06.2015 00:00:00

A A A

Şeriattır Bütün işlerin başı

Şeriatsız tarikat şeytanın işi.

Şeriatten zerre kadar ayrılmaya gelmez. Zira şeriatten ayrılan tarikatten koku bile duyamaz. Tarikat şeriatten ayri bir şey değil şeriatin aynidir.

Eğer bir kimseden çeşitli harikulade şeyler zuhur edip mesela semada kuş gibi uçsa, o kimsenin şeriatıne bakılmalıdır, Eğer şeriatten bir noksanı bulunursa, bilmiş olunki o kimse tarikatten koku bile duymamiştir.

Ondan zuhur eden haller riyazat kuvveti ile istidraçtır. Bu hal ise keşişlerde bile bulunur . Zira bazı insanlarda riyazat kuvveti ( çalışarak ) ile keramete benzer birşeyler zuhur eder onun farkı şeriat ile olur . Zira nar (ateş) ile nurun farki yoktur. Ancak nar yakıcıdır, yakar, nur da ise yakıcılık yoktur. Yanlız ziyadan ibrettir .O sebeble nar ile nurda fark yoktur .Ancak nar,Cenab-i Hakkin celal sifati oldugu için yakar. Nur cemal sıfatı olduğu için yanlız şuleden ibarettir Bu gibi keramaet ile istidrac arasında fark yok tur . Ancak ölçü şeriattir. Tarikat dedikleri terik-i şeriattir. Yani hakikatin yoludur.  Şeriati icradan sonra yine şeriat icra ederek o yola suluk edilirse , hakikat bulunur

Hakikati bulduktan sonra da marifet-i ilahiyeye nail olur. Yani yanlız şeriatte hakikat bulunmadiği için hakikatin yoluna tarikat ismi verildi.

Lakin vuslat yolu olduğu için, gerek ruh-u sultaniyi tezkiye ve gerek ruh-u hayvaniyi terbiye için biraz şeriatten şartlar tertip edilerek kaideler konulduğundan tarikat ismi verildi.

İşte bu sebeble şeriatte mübah olan tarikatte kücük günahtır. O mübah, hakikat ehline büyük günahtır , marifet ,ehline ise küfürdür.

Yani şeriat ehli bir mübah işlese, o mübah tarikat ehlinin küçük günahı gibidir ki ya affedilir ya terbiye edilir. Eğer bu hal, hakikat ehlinden sudur ederse, şeriatte kebair ehlinin hesaba ve mahcubiyete müstehak olurlar.      Şeriatte kafir olanlar va’dolunan cennetten uzak olup cehenneme müstehak olduklari gibi, hakikatte olanlar da dünyada iken va’d edilen mertebeleri katetme ve ilerisinden ma’rifet-i ilahiden uzak olup mahcubiyet ateşinde kalır. Yani bir veli velayete ayak bastıktan sonra şeriatte mübah olan bir şey kendinden sudur etse ve bu daimi hali olsa o zat sifat-i raziyeden ve sifat-i marziyeden uzak olup ilerisinde olan marifet-i ilahiden de nasipsiz kalir ve velayet kademin den ileri gidemez.

Eğer şeriatte mübah olan tarikatte küçük günah, hakikatte büyük günah marifette de nasıl küfür olur ?

Mesala; şeriatte aç olan kimseye helal olan yiyecek ve içeceklerin hepsi mubahtır, şeriat ehli yeme ve içmede gaflet içinde olsalar bir beis yoktur. Lakin tarikat ehlinin yeme ve içmelerin de gaflet üzere olmaları küçük günahtır ayni şekilde uykuya yattığın da gezip dolaştığında ve alış veriş de her ne kadar mubahlar varsa da bunları yaparken uyanık bulunmak lazımdır.

Zira tarikat ehli, gerek tekmil-i suluk etsin gerek etmesin mademki bir mürşidin elini tutmuştur onun için hepsi ehlullah hükmündedir. Onun için daima halleri uyanık olmalıdır. Burda da belirtildiği gibi, tarikatı atlayarak , şeriatten hakikate geçilmez.