TARİKATLARIN ÖZELLİKLERİ?

Yazar: Tarih: 27.05.2015 00:00:00

A A A

Tarikat tasnifleri tetkik edildiğinde, onlann "meşreb, mizaç, huy ayrılığı veya birliği" kıstasını esas aldıkları görülmektedir. Tasavvufta tarikat kavramının kullanılması. III. ve IV. Asırlarda başlar.

Ancak bugünkü anlamıyla bir şeyhin etrafında toplanan müridanın tekke ortamında muhtelif usullerle eğitilmesi anlamına tarikat, Abdülkadir Geylanî ve Ahmed Rifaî'nin yaşadığı  VI. m. XII. Asırlarda ortaya çıkmıştır.

Tasavvûfî eğitimde izlenilen metoda göre Tarikatlar irşad usulleri genellikle üçlü bir tasnife tabi tutulmuştur: Ahyâr, Ebrâr ve Şuttar

Ahyâr tarîki: (hayırlıların yolu),  Amel ve ibadete düşkün olanların yoludur. Bu yolun salikleri genellikle farzlar ve nafile ibadetlerle Hakk'a ulaşmaya çalışırlar. Bu yola ruhanî yol da denilir. Çünkü bu yolda ruhun nafile ibadetlerle güçlenip nefsi etkisi altına alması esastır.

 Ebrar tariki: (iyilerin yolu), Riyazat ve mücahede yoludur. Bu yola nefsanî tarik da denilir. Çünkü amaç riyazat ve mücahede ile nefsi zaafa uğratıp onun rûha ram olmasını sağlamaktır. Bu yolun yolcuları Hakk ile muamelede de halk ile muamelede de sıdk üzredirler. Gönül saflığına ermek için mücahedeyi esas alırlar.

Şüttâr tariki :(coşkuluların yolu), Aşk ve muhabbet ehlinin yoludur. Bu yola aşk, vecd ve coşku ile girilir. Aşk ile ülfeti olmayan bu tarîka sülûk edemez. Bu yolun yolcuları Bayezid gibi coşkulu, taşkın, Mevlana gibi aşık insanlardır.

 

     Bu seçkin yol, inşanın kendi irâdesine bağlı ölüm üzerine kurulu­dur. İrâdeye bağlı, ölüm, insanın her şeyden vazgeçmesi, dünya ile il­gili bağlardan tamamen sıyrılması demektir. Bu hâli yaşayan kimse, kendi vücudundan dahi habersizdir. Peygamber (s.a.v.) Efendimiz "Ölmeden önçe ölünüz* buyurmuştur. Cezbe ehlinden olup aşk ve ül­fet etmiş olmayan sâlik, bu yüce tarîke sülük edemez. Zira bu talik, "Şettâr Tarikatıdır.

     Bunun ilk adımında sâlike, beşeriyet kabuğunu aşk ateşiyle ya­kıp kuşun yumurtasından çıkması gibi çıkış gerekir. Bu tarîke sülük kolay sanılmasın, zira bu tarikin güçlüklerinin en hafifi canı terk et­mektir/4^ Bu yolda sâlik bir hal üzere kalmaz,, halden hale, makam­dan makama geçer. Bunun için ”Tarîk-i şettar" denir. Şatr; bir halden diğer bir hâle geçmek mânâsına gelir.

Tarîkatler bir de ruhânî ve nefsânî olmak üzere de ayrılırlar

Bunların ilki, rühu yüceltme, İkincisi nefsi terbiye etine esasına dayanmaktadır/49

1- Ruhânî Tarîk -Rûhu yüceltmeyi esas olan yol.

Bu yol en kolay yoldur. Sâlik Allah'a rûh yolundan gider. Ruhun yüceltilmesi çile ve perhizle değil, mürşidin mânevi teveccühü ile ol* maktadır. Bundan dolayı bu yol, mürşidin büyük kudretlere sahip olmasını gerekli kılar. Rûh yüceltilince, nefsin saltanatı sona erer veinsan kendi vücûduna hâkim olur.

 2- Nefsânî Tarîk -Nefsi arıtmayı esas alan yol-

Bu yolda sâlik, nefsini terbiye ede ede, nefsin yedi mertebesini aşar ve nefsi rûhun hükmü altına girer.

Soru: 6          Kaç çeşit tarikat vardır? Özellikleri nelerdir ?

Tarîkatler zikir etmede seçtikleri usûle göre de sınıflandırılmıştır

Kıyamî tarîkatler-Halvetîler, Kadiriler, Mevlevîler gibi zikirle­rini ayakta yapanlar*

Kuudî tarîkatler-Nakşiler, Melâmiler gibi zikirlerini oturarak

Yapanlar.

 Hafi tarîkatler-Nakşîler gibi, zikirlerini gizli yapanlar-

- Cehri tarîkatler-Kadîrîler gibi zikirlerini âlenî ve sesli yapan­lar-'

Her bir tarîkatte bu usûller tam sâbitleşmemiştir.

Meselâ; Halvetîlik hem kıyamî, hem kuudî olabildiği gibi, Bayramîlik de hem cehrî hem hafi olabilmektedir.